16 Ekim 2013 Çarşamba

BAYRAM KAHVALTISINDA GERİ DÖNÜŞÜM KONSEPTİ

Bayramları seviyorum!

Bayramda akraba, eş dostla görüşmenin yanı sıra keyifli ve lezzetli sofralarda muhabbetin yeri başka...Hele kurban bayramında yenilen nefis kavurmaların tadı bambaşka! Çocukluğumda, köyde, dedemin, bahçede babam ve amcamların yardımıyla kendi kestiği kurbanın ardından kurulan saçta pişirilen sakatat ve işkembenin lezzetini halen unutamam...Kavurma için ise etler temizlendikten ve dağıtıldıktan sonra, biraz etin dinlenmesini beklemek durumundaydık! Çoğunlukla ertesi günü kalabalık aile yemeklerinde ortaya konan kavurmayı yufka ekmeğinin içine sarıp yemenin lezzetini kelimelerle anlatmak mümkün olamıyor maalesef. Hele bir de yanında halamın yaptığı tuluk yoğurdu olursa! İstanbul gibi büyük şehirlerde bu tadları bulamıyoruz ne yazık ki :( İyi ki çocukluğumda bunları yaşamışım, çocuklarıma anlatacak anılarım var...

Kurban bizim dinimiz gereğince yerine getirilen anlamlı bir ibadettir. Bunu bir vahşet gibi algılamayı ve yansıtmayı son derece yanlış bulmakla beraber, sokak aralarında insanlık dışı çirkin görüntülerle gerçekleştirilmesini de son derece yanlış buluyorum. Biz kurbanımızı yıllardır, belediyelerce organize edilen ve kurban kesim işleminin hijyenik ortamlarda hayvanlara minimum acı çektirilerek gerçekleştirildiği merkezlerde kestiriyoruz. Kurban kesimini hayvan katliamı gibi görenler ve gösterenlerin (vejeteryan olanların dışında) diğer zamanlarda et yeyip yemediklerini çok merak ediyorum doğrusu...

Şu anda bir yandan akşama yiyeceğimiz kavurmamızı ocakta yavaş yavaş pişirirken, sizlerle bayram kahvaltı soframızı paylaşmak istedim. Bu arada şunu da belirtmek isterim ki, benim bu sofra görüntülerini paylaşmaktaki amacım yeyip içtiklerimizi göstermek değil, sofra tasarımını paylaşmaktır :) Bazen tabakları boş göstermem bu yüzden!

Bayram kahvaltımızda, bu sene geri dönüşüm konsepti yapmak istedim. Geri dönüşüme üniversite öğrenciliğimden beri (1988-1992) meraklıyım. O zamanlar her mahallede geri dönüşüm kutuları yoktu. Ben evdeki süt, maden suyu, vs şişelerini toplar, minibüse şangır şungur ses çıkaran şişelerle biner ve Üsküdar'da vapur iskelesinin önündeki geri dönüşüm kutularına atardım. Sonrasında tekstil atıklarını değerlendirmek üzere bazı kompozit malzemelerin tasarım ve üretimine merak sardım. İki adet TÜBİTAK projesi, bir dizi bitirme projesi ve yüksek lisansı da bu konu üzerine yaptırdım. Şu an halen atıklarının geri dönüşümü ile alakalı projelerimiz devam etmektedir.. İnsan nüfusu akıl almaz bir hızla çoğalıyor. Tıp ilerledikçe insan ömrü uzuyor. Öte yandan kaynaklarımız tükeniyor. Çocuklarımızın ve torunlarımızın bizim yaşadığımız dünya gibi bir dünyada yaşamasını istiyorsak doğal kaynaklarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Kullanılmış ürünleri doğaya çöp olarak atmaktansa geri dönüştürerek hatta up-cycle yaparak katma değeri yüksek ürünler elde edebiliyoruz. İşte bayram kahvaltımızda kullandığım bu tabaklar bu tip ürünler. Beykoz Cam Atölyesi'nden satın aldığım bu tip ürünleri çeşitli mağazalarda mutlaka görmüşünüzdür. Ben bu sofrayı kurarken çok keyif aldım, umarım siz de resimlere bakarken keyif alırsınız...

Fotoğraflar: Samir SADIKOĞLU

Masanın sol köşesinde çeşitli sukkulentler kullanarak düzenledğim bir arajmanı dekor olarak kullandım. Bu aranjman ile ilgili detayları bilahare blogda görebilirsiniz :) Kullanılmış boza (bayılırım!) ve meşrubat şişelerinin etrafını kraft kağıdı ile bağlayıp doğal rafya ile sararak vazo olarak kullandım. Ayrıca üç tane küçük saksıda sukkulenti de yerleştirdim. Sofranın genel görünüşü:


Diğer uçtan sofranın görünümü...


 Domatesi ikram ettiğim tabak üç tane küçük meşrubat şişesinin bir araya getirilmesi ile elde edilmiş.


Peynir tabakları ise büyük şişelerin form verilmesi ile elde edilmiş.


Biberi ikram ettiğim tabak ta  üç tane küçük meşrubat şişesinin bir araya getirilmesi ile elde edilmiş.


Reçellikleri koyduğum tabaklar ise maden suyu şişelerinden elde edilmiş.

Geri dönüştürülmüş aslında up-cycle ürünleri tahta ve stone ware tabaklar ile bir arada kullanarak uyumlu bir görünüm elde ettiğim düşünüyorum. İkramların çoğu benim memleketim Denizli ve eşimin memleketi Tetova'dan (Makedonya) tedarik edilmiştir :) Oldukça yöresel ve lezzetli bir kahvaltı oldu.

HAYIRLI BAYRAMLAR!!!

2 yorum:

Beraat Özçelik dedi ki...

Telem hanım, ellerinize, yüreğinize sağlık..Zaman zaman bloğunuzu takip ediyor ve hayran oluyorum, doğaçlamalarla yarattığınız güzelliklere. İyi bayramlar diliyorum. Selamlar, sevgiler. Beraat Özçelik

Telem GÖK SADIKOĞLU dedi ki...

Sevgili Hocam, çok teşekkürler...Perşembe günü saat 16:00'da 1773itü mağazamızın yeni mekanının açılışına bekleriz! Kokteyl tasarım ve uygulamaya dokunuyorum:) Zaten Rektör Hoca sizleri YK çıkışı davet edecek. Sevgilerimle...