30 Nisan 2013 Salı

TERAS BAHÇEM BENİ BEKLİYOR !

Sıcakların başladığı şu günlerde yazlığımızdaki teras bahçeme bir an önce kavuşma isteği ile yanıp tutuşuyorum! Resmen gün sayıyorum: Geriye sabırsızlıkla ve hazırlıklarla geçecek 37 gün kaldı...

Artık çiçeklerimle uğraşmak, çıplak ayak çimlere basmak, görünümleriyle huzur veren çiçeklerin arasında bir yandan kitabımı okurken bir yandan nefis demlenmiş çayımı yudumlamak, lavantalar arasında dolaşan arıların  vızıltısını duymak, akşam yemeğini yerken yasemine konuçlanmış ve hep aynı zamanda ötmeye başlayıp sabaha kadar da susmayan "Hamza" adını verdiğimiz cırcır böceğinin sesini dinlemek, sarı ve turuncu kelebeklerin çiçeklerim arasında uçuşmasını kaçmasınlar diye dakikalarca hareketsiz kalarak seyretmek, kızımın yazlıktaki sokak kedisi "Kavun"un, biz terasta sabah kahvaltı ederken, yalvaran gözlerle lavantaların arasından kafasını uzatıp yemek isteme miyavlamasını duymak, sitenin bahçesinde yaşayan saka kuşlarının terasıma kısa süreli de olsa konuk olmalarına şahit olmak, sabah uyandığımda yatak odasını penceresini açınca ortancalarımın pembesine hayran hayran bakmak, dostlarımızla terasımızda sabah, öğlen veya akşam uzun ve keyifli sohbetlere dalmak;  yani kısaca şehrin gürültüsünden ve keşmekeşinden uzakta dingin bir yaz geçirmek istiyorum! 

Aşağıda terasımın şu anki halini görüyorsunuz. Maalesef geçen seneden kalma üç beş çiçek ve mazılar var sadece. Allah'tan çimlere düzenli bakılıyor. Harika görünüyorlar!


Yazlığımız İstanbul'da ve bize 30 km mesafede olmasına rağmen kışın koşturmasından maalesef ancak yazdan yaza gidebiliyoruz. Böyle olunca da çiçeklerimin bazılarını göçebe gibi bir kışlığa bir yazlığa taşımak durumunda kalıyorum. Tabii ki bazılarını da taşıyamıyorum. Geçenlerde bir fırsat buldum ve sonbahardan bu yana gitmediğim yazlığımıza gittim. Bırakmak zorunda kaldığım çiçeklerden resimde gördükleriniz canlı kalmayı başarmışlar: Aslanağzı, sandaville ve şu an resimde olmayan acem halısı. Sağ taraftaki mazılar ise iki senedir  kışın yağan yağmurlarla idare ediyorlar; kışın sararıp baharda yine yeşeriyorlar...

Terasımın böyle boş ve mahzun göründüğüne bakmayın! Bir ay sonra bambaşka bir çehreye bürünecek!  Hatta yaz ortasında çiçeklerin gelişip iyice yerini sevmesiyle en güzel halini alacak! Şimdiden hazırlıklara başladım bile! Neler mi yapıyorum? Bundan sonraki yayınlarımda terasımı nasıl adım adım düzenlediğimi, terasımı düzenlerken nelere dikkat ettiğimi okuduğum kitaplardan derlediğim bilgilerle destekleyerek sizlerle paylaşacağım. Terasımın geçirdiği evrime sizler de şahit olacaksınız! 

Bu yaz belki de aranızdan birçoğuyla çaylarımızı terasımızda beraber yudumlayacağız! O günlerin gelmesini heyecanla bekliyorum! Benden terası düzenlemesi, sizden de keyifli sohbetlerinizle konuk olması! Keyifli bir yaz olması dileğiyle....


4 yorum:

Yesim Kafkas dedi ki...

Elbette geliriz, biz hiç eksik olmayiz senin çayindan ve evinden. Ama sen de öyle güzel yaziyorsun ki, sen de hiç eksik olma hayatimizdan.

Adsız dedi ki...

Telem hanım merhaba,
Ben de bloğunuzu fırsat buldukça keyifle takip ediyorum.Ben de bitki tasarımıyla uğraşıyorum profesyonel olarak ama maalesef şu sıralar ancak proje ve danışmanlık yapıyorum çünkü 3 yaşında ikizlerim var daha çok onların tasarımlarıyla uğraşıyorum.Sizin de terasınızı gördüm klasik birkış sonrası manzarası ama eminim yakın zamanda çok güzel olacaktır.Eğer sormak istediğiniz bir şeyler olursa terasınıza katkıda bulunmaktan mutluluk duyarım.Mutlu günler dileğiyle kolay gelsin.

Telem GÖK SADIKOĞLU dedi ki...

Yesim'cim, cok tesekkurler...Teras sizlerle oturunca guzellesiyor inan...

Telem GÖK SADIKOĞLU dedi ki...

Merhaba, teklifiniz icin cok tesekkurler, cok naziksiniz. Cocuklar herseyimiz, ben de beimkileri buyutunce firsat bulabildim hobilerime:) Hem de ikiz cocuk, Allah kolaylik versin...Bu arada adinizi ogrenebilirsem cok sevinirim:) Maalesef bazen mesajlar adsiz olarak cikiyor. Benim gmail adresim telemgoksadikoglu@gmail.com. Sevgiler...