25 Ocak 2013 Cuma

Bir nergis bir nergise "Hangimiz daha güzel?" demiş...

Geçen Pazar kahvaltı davetime (Bkz."KAR TANELERİ ile kahvaltı" adlı yayınım http://telemgoksadikoglu.blogspot.com/2013/01/kar-taneleri-ile-kahvalt.html)
katılan arkadaşlarımdan biri, beni çok mutlu eden "kocaman bir buket fulya" getirdi...Mis gibi kokan fulyalara bayılırım! 1000'den fazla türü olan NERGİSGİLLERden olan FULYA soğanlı bir çiçek türü olup Ocak-Şubat aylarında çiçek açar. Yani tam mevsimi! Şu aralar her çiçekçide bulabileceğiniz fulyaların hayatınıza mutluluk katmasını kaçırmayın derim! Hemen bir çiçekçiye gidin ve bir demet fulya alın ve kokusunu her an duyabileceğiniz bir yere yerleştirin. Sıcağı sevmeyen fulyaları, akşamları balkon gibi serin bir yerde bırakırsanız ve her gün suyunu değiştirirseniz ömürlerini uzatmış olursunuz. (Bkz. "Vazodaki çiçeklerinizin uzun süre dayanması için öneriler" adlı yayınım http://telemgoksadikoglu.blogspot.com/2012/11/vazodaki-ciceklerinizin-uzun-sure.html

Fulyalar, sokak satıcılarında genelde yeşil yapraklarla zenginleştirilmiş halde satılırlar, ancak bu yapraklar bence fulyanın güzelliğini örtüyor. Ben, çok zarif bir çiçek olan fulyayı tek başına kullanmayı tercih ediyorum. İşte o zaman "kocaman" bir demet almak gerekiyor, tıpkı sevgili arkadaşımın yaptığı gibi :) (Teşekkürler tekrardan...)

Birbiriyle aynı desende, aynı boyutta ya da aynı tarzda vazoları ikili/üçlü/dörtlü kombinasyonlar halinde kullanmayı çok seviyorum. İşte bu kullanımlardan biri: (Vazolar Mudo Konsept'ten)


Adını bu çiçeklere veren mitoloji kahramanı Narkissos, bu çiçekler kadar yakışıklı idiyse kendisine aşık olmakta haklıymış! Şu zerafete bakar mısınız?

Nergisin birçok sembollerle dolu mitolojideki hikayesini olduğu gibi wikipedia'dan aldım:
Kendine âşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda 'eko' dediğimiz yankılara dönüşür.
Olimpos Dağı'nda yaşayan tanrılar bu duruma çok kızar ve Narkissos'u cezalandırmaya karar verirler. Günlerden bir gün av izindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine âşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar sevmiştir kendi görüntüsünü. O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir. Aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu NERGİS çiçeklerine dönüşür.

Hiç yorum yok: